Din ve Bilim

Karikatürün sahibi kim bilmediğim için kaynak veremiyorum. Ben yalnızca çevirdim, bir de sayfaya sığması için photoshopta karelerin yerleriyle oynadım.

din ve bilim

Ateizm Ne Değildir?

atheism-side-1Ateizm bazılarının iddia ettiğinin aksine tanrının var olmadığına dair bir İNANÇ değildir. Tanrının varlığına İNANÇSIZLIKTIR. Ateizme karşı propaganda yapmaya çalışan insanların aynı gibi göstermeye çalıştığı bu iki durum arasından büyük bir fark var. Bu kavram kargaşası bir şeye inanmamakla o şeyin tersine inanmanın aynı şey olduğu iddiasından ortaya çıkıyor. Halbuki burda 3 durum var: çaydanlığın varlığına inanmak, çaydanlığın varlığına inanmamak ve çaydanlığın yokluğuna inanmak.

Tanrıya inanan insanlar tanrı konusunu soğukkanlı bir şekilde düşünemedikleri için hiç kimsenin varlığına inanmadığı bir şeyden, Russell’ın sözünü ettiği Dünya ve Mars arasında aslında var olmayan ama var olmadığını kanıtlayamadığımız ‘uçan çaydanlık’tan örnek veriyorum. Hiçbirimiz bu çaydanlığın varlığına inanmıyoruz öyle değil mi? Bu herbirimizin çaydanlığın yokluğuna dair bir inanca sahip olduğu anlamına mı gelir? Neden böyle gereksiz bir konuda inanç sahibi olalım ki? Varlığına dair hiç bir kanıt olmayan bir uçan çaydanlığa (doğal olarak) inanmayan insanların çaydanlığın yokluğuna dair bir iman beslediğini iddia etmek ne kadar aptalcaysa ateizmin bir inanç olduğunu iddia etmek de o kadar aptalcadır. Don Hirschberg’in ünlü sözündeki gibi “Ateizme din demek kelliğin bir saç rengi olduğunu iddia etmek gibi bir şey.”

Zaten kelimenin kendisine bakarsak: a-teizm; “a” Yunanca olumsuzluk ya da yokluk belirten ön ek, teizm tanrı veya tanrılara  inanç demektir. ‘Ateizm’inse tanrılara inancın olmamasından başka bir anlamı yoktur. Ateist için tanrı çaydanlık gibi bir şakadır, anlamsızdır, insanlık tarihinde binlercesi bulunan mitolojik varlıklardan biridir. Peki tanrının olmadığına dair bir inanç besleyen ateistler de olamaz mı? Dostoyevski’nin “Bizim ateistlerimiz inançlıdır” sözündeki gibi böyle insanlar tabiki de olabilir. Her felsefe, siyasi görüş, din ya da teoride olayı kafasına göre yorumlayan birileri mutlaka çıkar ama bu onların sorunu. Asıl sorulması gereken tanrıya inanan insanlar ateizmin de bir din ya da inanç olduğunu neden ısrarla iddia ediyorlar? Yanlızca bir yanlış anlaşılma mı? Ateistlerin tanrıyı diğer hayali varlıkların seviyesine indirgemesini kabullenememelerinden mi kaynaklanıyor? Ya da bu nasıl bir taktik? Ateizmi bu şekilde tanımlayıp kendi içinde çeliştiğini mi kanıtlamaya çalışıyorlar? Eh bu yaratılışçıların evrimi işlerine geldiği gibi tanımlayıp sonra kendilerince çürütmeleri gibi ucuz bir yöntem olur.

Google Tanrı Mı?

googlismGoogle hayranı bir takım ateistler tarafından uydurulan yeni parodi din olan Googlizm ya da Google kilisesi sevdiğimiz Pastafaryanizm ya da Görünmez Pembe Tek Boynuzlu at gibi eski parodilere pek çok açıdan fark atıyor çünkü uydurma bir din olmasına rağmen tanrılarının (google’ın) varlığını gerçekten kanıtlayabiliyorlar.

Googlistler arama motoru Google’ın insanlığın (halk arasında tanımlandığı şekliyle) gerçek bir Tanrı’ya en çok yaklaştığı nokta olduğunu iddia ediyorlar ve bunu 9 sağlam kanıtla destekliyorlar. Diğer parodi dinlerde olduğu gibi “Ey kafirler uçan spagetti canavarını reddedemezsiniz!” diye dindarları taklit edip dalga geçmek yerine Googlistlerin daha ciddi bir tutumu var. Bilimsel olarak kanıtlanamıyor olmaları nedeniyle bütün doğaüstü tanrıları reddettiklerini fakat Google’ın tanrısal özellikler taşıdığı bilimsel olarak kanıtlanabildiği için “Tanrı” sıfatını tüm diğer tanrılardan daha çok hakettiğini söylüyorlar. Belirtmeden geçemeyeceğim Google Kilisesinin resmi sitesinde Google’dan 3. tekil kişi olarak söz edilirken “He” değil “She” kullanılıyor, yani Google dişi bir tanrı.

Gelelim Google’n tanrıya en yakın şey olduğunun 9 kanıına:

1- Tanrı her şeyi bilen varlık olarak tanımlanır ve Google’da insanlığın gördüğü bu tanıma en yakın şey olduğu bilimsel olarak kanıtlanabilir: Google 9.5 milyardan fazla websitesini indexlemektedir ki bu tüm diğer arama motorlarından fazladır. Üstelik yalnızca her şeyi bilmekle kalmaz müthiş bilgisini Pagerank sistemiyle biz ölümlülere düzenleyip sunar.

Bart-Simpson-Google_Agency-Training2- Tanrı her yerde aynı anda var olabilen varlıktır ve Google’a dünyanın her yerinden ulaşılabilir.

3- Google dualara cevap verir. Google’a sorununuzla ilgili arama yaparak dua edebilirsiniz, size yol gösterecektir. Örneğin “Google’ım nolur biraz kilo vereyim” derseniz Google’a kilo verme yöntemlerini sorun, size söyler.

4- Tanrı ebedidir ve Google’da teorik olarak sonsuza dek var olabilir.

5- Google sonsuzdur. İnternet sonsuza dek büyüme potansiyeline sahiptir ve Google da onu sonsuza dek indexleyebilir.

6- Google hiç bir şeyi unutmaz. Düşüncelerinizi internete aktarırsanız sonsuza dek google tarafından depolanabilir ve siz de öldükten sonra Google ahireti yaşayabilirsiniz.

7- Google bir tanrının olması gerektiği gibi iyidir, kötülük yapmaz. Bunun için Kurumsal felsefelerine bakabilirsiniz.

8- Tanrı insanların zor anlarında aradıkları, yöneldikleri varlık olarak bilinir ve istatistiklere göre Google internette bütün din ve tanrılardan daha çok aranmaktadır.

9- Google’ın varlığına dair diğer tanrıların varlığına dair olandan çok daha fazla kanıt vardır.

Sitelerinde “Nasıl bu kadar aptalca bir dine inanabilirsiniz” diyen hatta ciddi ciddi Google’ın tanrı olmadığını kanıtlamaya çalışan bir sürü komik nefret maili okuyabilirsiniz. Parodi dinlerin tanrıya inananlarla dalga geçmek için olduğunu bir türlü anlayamayanlara diyecek söz bulamıyorum. Bizim burdan yayınladığımız parodi dinlerle ilgili yazıları gerçek zannedip, kendi forumlarına copy-paste yapıp altına da “bu ateistler de ne saçma dinlere inanıyorlarmış” diyenler var. Acı ama gerçek.

Diğer parodi dinler için bakınız:

Uçan Spagetti Canavarı

Pastafaryanizmin ilk çıkışı

Görünmez Pembe Tek Boynuzlu At

Harun Yahyacılardan yasal uyarı aldık!

daha doğrusu almışız ama mail adresimizi bir türlü kontrol etmediğimizden az önce gördüm.

Sayın Site Yöneticisi,

Siteniz üzerindeki http://materyalistceseyler.wordpress.com/2008/10/08/harun-yahyanin-cilgin-ve-renkli-hayal-dunyasi/ linkinin muhtelif bölümlerinde, müvekkilim Sayın Adnan Oktar’ı hedef alan hukuka aykırı ifadelere yer verildiği görülmüştür.

Müvekkilim Sayın Adnan Oktar,”Harun Yahya” ismiyle bilimsel, kültürel, sosyal konularda eserler telif eden dünya çapında tanınmış, ünlü bir yazardır. Sayıları 250′yi bulan eserleri 47 ayrı dile çevrilmiş olan Sayın Adnan Oktar’ın eserleri dünyada milyonlarca kişi tarafından okunmakta ve izlenmektedir.

Sayın Adnan Oktar’ın ve onun fahri başkanı bulunduğu Bilim Araştırma Vakfı Camiası’nın fikri çalışmalarından rahatsız olan bazı kişiler faaliyetlerinde interneti yoğun olarak kullanmaktadır. Bu kişiler BAV Camiası’na internet üzerinden saldırmaktadır.

Bu kişiler, özellikle kullanıcılara bedava blog açma imkanı veren wordpress.com isimli site altında çok sayıda blog açarak bu faaliyetlerini sürdürmekteydi. WordPress.com sitesi yönetimi bu konuda tarafımızca defalarca uyarılmış ve bu yasadışı sitelerin kapatılması istenmiştir. WordPress.com sitesinin bu uyarılarımızı dikkate almaması üzerine, gerek yasadışı faaliyetlerde kullanılan bu bloglar ve gerekse bu bloglarda suç işlenmesine izin veren WordPress.com sitesi mahkeme kararıyla kapatılmıştır. Mahkeme kararı 17.8.2007 tarihinde infaz edilmiş ve WordPress.com sitesi ve onun altsitelerinin yayınları tamamen bloke edilmiştir. (T.C. Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Karar gereği)

Bu linklerle ilgili olarak tarafımızca sitenizin içeriğinde bulunan yukarıdaki link de mahkeme eliyle tespit edilmiş, yayının durdurulması ve ihlal edilen kişilik hakları ile ilgili hukuki ve cezai başvurularımız hazırlanmıştır.

Bir site sahibi ya da yöneticisinin, site içeriğindeki beyanlardan herhangi bir hatırlatmaya mahal olmaksızın yayınlanan, gözden kaçan bir takım ifadeler sebebiyle sitenin tamamen kapanması ve bu nedenle mağduriyetinizin oluşmaması düşüncesiyle;

Firmanızın ve isminizin yasadışı faaliyetlere alet edilmemesi, yöneticilerinizin cezai takiplerle karşılaşmaması ve sitenizin yayınlarını sürdürebilmesi bakımından tarafınızı uyarmakta yarar görüyoruz. Alan adında “Adnan Oktar”, “Harun Yahya”, “Bilim Araştırma Vakfı”, “Adnan Hoca”, “Oktar” gibi deyimlerden birinin geçtiği ve hukuka aykırı izah ve yorumlar içeren linklerin yayına girmesine izin vermemeniz, yayına girmiş olanları kaldırmanız firmanız, siteniz ve yöneticilerinizin menfaatine olacaktır.

açıkçası ben söz konusu yazıda mahkemelik olacak bir şey göremiyorum. öte yandan benim yazdığım -ve yazarken çok eğlendiğim :D- bir yazı yüzünden wordpress’in kapatılmasını istemem (blog kapansa tekrar açarız bi şey olmaz). böyle salakça bir şeyden wordpress’in kapanması çok absürt geliyor ama daha önce kapattılar, dawkins’in sitesi bile kapatıldı. yazıya baktığımda sorun yaratabilecek sahtekar ve deli ifadelerini görüyorum (gerçi bilmem kaç defa şizofren teşhisi koyulmuş birine deli demek hakaret mi tartışılır. ) ilk cümleyi yazıdan çıkarsam mı diye düşünüyorum. siz ne dersiniz?

söz konusu yazı:

http://materyalistceseyler.wordpress.com/2008/10/08/harun-yahyanin-cilgin-ve-renkli-hayal-dunyasi/

Ateist miyim Agnostik miyim?

Aşağıda Bertrand Russell’ın “Am I An Atheist Or An Agnostic” isimli konuşmasından “Proof Of God” kısmının çevirisi bulunuyor.

Tanrı’nın kanıtı

İşte bana çoğu zaman sorun yaşatmış pratikte olan bir soru. Ne zaman yabancı bir ülkeye veya hapishaneye* ya da benzeri bir yere gitsem bana hep dinimi soruyorlar.

Bertrand_Russell_1950“Agnostik” mi yoksa “Ateist” mi demem gerektiğini hiç bilemiyorum. Bu çok zor bir soru ve eminim içinizden bazıları da bu sorunu yaşamıştır. Bir filozof olarak, eğer tamamen felsefi bir kitleye konuşuyor olsaydım kendimi Agnostik olarak tanımlamam gerektiğini söylemeliyim, çünkü ortada birinin bir Tanrı olmadığını kanıtladığı sonuçlandırıcı bir argüman olmadığını düşünüyorum.

Öte yandan, sokaktaki sıradan adama doğru izlenimi vermek istediğimde bence Ateist olduğumu söylemeliyim, çünkü bir Tanrı olmadığını kanıtlayamayacağımı söylediğimde, aynı şekilde Homeros’un Tanrılarının da olmadığını kanıtlayamayacağımı söylemem gerekir.

Hiç birimiz Homeros’un bütün tanrılarının var olduğunu ciddi ciddi düşünmeyiz, yine de Zeus, Hera, Poseidon ve geri kalanının var olmadığına dair mantıksal bir çıkarım yapmanız gerekse bunun berbat bir iş olduğunu görürdünüz. Böyle bir kanıt elde etmeniz mümkün değil.

Öyleyse Olimpos tanrıları konusunda, tamamen felsefi bir kitleye konuşurken, Agnostik olduğumu söylerim. Ama ortalıkta konuşurken, sanırım hepimiz bu tanrılar konusunda Ateist olduğumuzu söylerdik. Hristiyan Tanrısı konusunda da sanırım aynı sözü kullanmalıyım.

*Russell savaş karşıtı eylemleri nedeniyle 1. Dünya Savaşı sırasında hapse atılmıştır, muhtemelen onu kast ediyor.

Orjinal metni şurda bulabilirsiniz: http://www.luminary.us/russell/atheist_agnostic.html

Konuyla ilgili daha fazla yazı için:

Russell’ın çaydanlığı

Kötülük ve tanrı üzerine

Agnostisizm neden saçmadır?

Brights hareketi: metafiziğe karşı en kapsamlı cephe

Daniel Dennett, Richard Dawkins, Hemant Mehta Brights hareketinin tanınmış üyeleri. Aslında hareketin tanımı çok basit doğaüstü olaylara ve varlıklara, tanrıya inanıyor musun inanmıyor musun? Cevabın hayırsa sen de bir Brightsın.

Bright aslında İngilizce “aydınlık”, “ışıltılı”, “berrak” demek. Kullanım şekline göre “zeki” anlamına da geliyor ama Brightlar kelimeyi bu anlamda kullanmadıklarını özellikle belirtiyorlar.

En güzel tanımlamayı Daniel Dennett “The Bright Stuff” isimli makalesinde yapmış:

Bright doğaüstücü dünya görüşünün karşıtı olan doğacı dünya görüşüne sahip olan kişidir. Biz ‘bright’lar hayaletlere veya elflere veya paskalya tavşanına -veya tanrıya inanmayız. Biz pekçok konuda fikir ayrılığına sahibiz ve ahlak, siyaset, hayatın anlamı konularında çok çeşitli görüşlerimiz var, fakat kara büyü ve ölümden sonra yaşam konusunda bir inançsızlığı paylaşıyoruz.

Peki neden ateist demek varken yeni bir kavram ortaya atılmış? Çünkü tanrı ve diğer mistik konulara inanmayan insanlar kendilerini çok farklı şekillerde tanımlayabiliyorlar: materyalist, fizikalist, agnostik, ateist, naturalist, hümanist… Hatta bazı insanlar ateist oldukları halde dinlerin kültürel ve estetik yönünü benimseyip kendilerini yahudi, müslüman, kültürel müslüman, müslüman-ateist, budist vs. gibi tanımlayabiliyorlar. Bright tüm bu insanları kapsayan bir şemsiye-kavram.

Bence Bright hareketinin başarısı geniş bir kitleyi mükemmel bir şekilde kapsamasının yanı sıra istemediği kitleyi basit ve net tanımı sayesinde mükemmel bir şekilde dışarda bırakması. Örneğin astrolojiye inanan ateistler, merdiven altından geçmeyen hümanistler, dinlere karşı olduğunu iddia eden abidik gubidik new age hareketleri, scientoloji, deizm, nümerolojiye inanan agnostikler vb. kesin ve net bir şekilde dışarıda kalıyor.

Bright hareketinin öncelikli amacı doğaüstü ve mistik öğelerden arınmış olan naturalist dünya görüşüne dair toplumda bilinç yaratmak ve bu dünya görüşüne sahip insanların önemli mevkilerde olabileceğini (ahlaksız, sapık, düşman vs. olmadığını ya da Daniel Dennett’in resminde gördüğünüz gibi aksakallı dede olabileceğini =P) toplumun kabullenmesini sağlamak.

Daha ayrıntılı bilgi için resmi sitelerine bakabilirsiniz:

http://the-brights.net/

Hank’in kıçını öpeceksin!

http://www.jhuger.com/kisshank.php adresinde orjinalini bulabileceğiniz harika bir din parodisi.

“Bu sabah kapım çalındı. Kapıya baktığımda şık giyimli bir çiftle karşılaştım. Önce adam konuştu:

John: Merhaba! Ben John, ve bu da Mary.hanksass

Mary: Merhaba! Buraya sizi bizimle birlikte Hank’in kıçını öpmeye davet etmek için geldik.

Ben: Efendim?! Neden söz ediyorsunuz? Hank de kim ve neden onun kıçını öpmek isteyeyim?

John: Eğer Hank’in kıçını öpersen o sana bi milyon dolar verecek; ve eğer öpmezsen seni eşek sudan gelinceye dek dövecek.

Ben: Ne? Bu garip bir çeşit haraç toplama yöntemi mi?

John: Hank milyarder bir hayırseverdir. Bu şehri Hank inşa etti. Bu şehrin sahibi Hank. İstediği her şeyi yapabilir ve istediği şey de sana bir milyon dolar vermek, ama sen onun kıçını öpmediğin sürece veremez.

Ben: Bu hiç mantıklı değil. Neden…

Mary: Sen kim oluyorsun da Hank’in hediyesini sorguluyorsun? Bir milyon dolar istemiyor musun? Bu bir kıç öpmeye değmez mi?

Ben: Yani belki, eğer yasal güvencesi varsa, ama…

John: Öyleyse gel bizimle birlikte Hank’in kıçını öp.

Ben: Siz Hank’in kıçını sık sık öper misiniz?

Mary: Oo evet, her zaman…homer_kiss_my_ass-t

Ben: Peki o size bir milyon dolar verdi mi?

John: Hayır. Aslında parayı şehirden ayrılana kadar almıyorsun.

Ben: O zaman neden şimdi şehirden ayrılmıyorsunuz?

Mary: Hank sana ayrıl diyene kadar ayrılamazsın, yoksa parayı alamazsın ve seni eşek sudan gelinceye dek döver.

Ben: Hank’in kıçını öpüp, şehirden ayrılan ve milyon doları alan birini biliyor musunuz?

John: Annem Hank’in kıçını yıllarca öptü. Geçen yıl şehirden ayrıldı ve eminim parayı almıştır.

Ben: O zamandan beri onunla hiç konuşmadın mı?

John: Tabiki de hayır, Hank buna izin vermiyor.

Ben: Peki parayı alan kimseyle konuşmadıysanız size parayı vereceğini düşündüren nedir?

Mary: Ayrılmadan önce sana birazını veriyor. Belki maaşına zam alırsın, belki piyangodan küçük bir şey kazanırsın, belki de yolda 20 dolar bulursun.

Ben: Bunun Hank’le ne alakası var?

John: Hank’in bir takım ‘bağlantıları’ var.

Ben: üzgünüm ama bu kulağa tuhaf bir çeşit üçkağıtçılık gibi geliyor.

John: Ama bir milyon dolar söz konusu, şansa bırakabilir misin? Ve unutma, eğer Hank’in kıçını öpmezsen seni eşek sudan gelinceye dek dövecek.

Ben: Belki Hank’i görebilirsem, onula konuşup, ayrıntıları ondan alsam…

Mary: Kimse Hank’i görmez, kimse Hank’le konuşmaz.

Ben: Peki kıçını nasıl öpüyorsunuz?

John: Bazen yalnızca bir öpücük gönderip kıçını düşünürüz. Başka zamanlarda Karl’ın kıçını öperiz ve o ona iletir.

Ben: Karl kim?

Mary: Bir arkadaşımız. Bize Hank’in kıçını öpme hakkında her şeyi öğreten o. Tek yapmamız gereken onu birkaç kez yemeğe çıkarmak oldu.

Ben: Ve bir Hank olduğu, Hank’in kıçını öpmenizi istediği ve sizi ödüllendireceği konusunda yalnızca onun sözüne mi güvendiniz?

John: Oo hayır! Karl yıllar önce Hank’den her şeyi açıklayan bir mektup almış. İşte bir kopyası, kendin gör.

Karl’ın Masasından

1 Hank’in kıçını öp ve o da sana şehirden ayrılırken bir milyon dolar verir.

2 Alkolü kararında kullan.

3 Senin gibi olmayan insanları eşek sudan gelinceye dek döv.

4 Düzgün beslen.

5 Bu listeyi Hank kendisi yazdırdı.

6 Ay yeşil peynirden oluşmuştur.

7 Hank’in her dediği doğrudur.

8 Tuvaletten sonra ellerini yıka.

9 Alkol kullanma.

10 Sosisini ekmekarası ye, katık kullanma.

11 Hank’in kıçını öp yoksa seni eşek sudan gelinceye dek döver.

Ben: Bu Karl’ın mektup kağıdına yazılmış gibi görünüyor.

Mary: Hank’in kağıdı yoktu.

Ben: İçimden bir his eğer kontrol edersek bunu Karl’ın el yazısı olduğunu buluruz diyor.

John: Tabiki de, hank yazdırdı bunu.

Ben: Hank’i kimsenin göremediğini söylediğinizi sanıyordum.

Mary: Şu an değil ama yıllar önce bazı insanlarla konuştu.

Ben: Onun bir hayırsever olduğunu söylediniz sanıyordum. Ne tip bir hayırsever sırf farklı oldukları için insanları eşek sudan gelinceye dek döver?

Mary: Hank böyle istiyor ve Hank her zaman haklıdır.

Ben: Bu kanıya nerden vardın?

Mary: 7 numaralı madde “Hank’in her dediği doğrudur.” Diyor bu benim için yeterli!

Ben: Belki de hepsini arkadaşın Karl uydurmuştur.

John: Asla! 5. madde “Hank bu listeyi kendi yazdırdı.” diyor. Ayrıca 2. madde “ Alkolü kararında kullan,” madde 4 “Düzgün beslen” ve madde 8 “ tuvaletten sonra ellerini yıka” diyor. Herkes bunların doğru olduğunu bilir, öyleyse geri kalanı da doğru olmalı.

Ben: Ama 9 “alkol kullanma” diyor ki bu madde 2’yle çelişiyor ve 6 “ay yeşil peynirden oluşmuştur” diyor ki bu da düpedüz yanlış.

John: 9 ve 2 arasında hiçbir çelişki yok, 9 yalnızca 2’yi açıklıyor. 6 konusunda da hiç aya gitmediğine göre kesin olarak bilemezsin.

Ben: Bilimadamları gayet net olarak ayın kayadan oluştuğunu ortaya koydu.

Mary: Ama kayalar dünyadan mı gelmiş yoksa dış uzaydan mı tam bilmiyorlar değil mi, öyleyse gayet yeşil peynir de olabilir.

Ben: Konunun uzmanı değilim ama sanırım ayın dünya tarafından yakalandığı teorisi çürütüldü. Ayrıca kayaların nerden geldiğini bilmemek onu peynir yapmaz.

John: Aha! Az önce bilimadamlarının hata yaptığını kabul ettin, ama biz Hank’in hep haklı olduğunu biliyoruz!

Ben: Biliyor muyuz?

Mary: Tabiki de biliiyoruz, madde 7 öyle diyor.

Ben: Diyorsun ki Hank hep haklıdır çünkü listede öyle yazıyor, liste doğru çünkü Hank yazdırdı, ve Hank’in yazdırdığını biliyoruz çünkü liste öyle diyor. Bu dairesel mantıktır, “Hank haklı olduğunu söylediği için haklıdır” demekten bir farkı yok.

John: Anlamaya başladın! Birilerinin Hank’in düşüncesine ulaştığını görmek mutluluk verici.

Ben: Ama… neyse boşver. Bu sosis olayı ne peki?

Mary: *kızarır*

John: Sosis, ekmekli, katık yok. Bu Hank’in tarzıdır. Bunun dışında her şey yanlıştır.

Ben: Peki ya ekmeğim yoksa?

John: Ekmek yoksa sosis de yok. Ekmeksiz sosis yanlış.

Ben: Baharatsız? Hardalsız?

Mary: *sarsılmış görülür*

John: *bağırarak* Böyle bir dil kullanmaya hiç gerek yok! Her türlü katık yanlış!

Ben: Öyleyse içine sosis katılmış bir sauerkraut (sanırım bir çeşit Alman yemeği) söz konusu olamaz?

Mary: *kulaklarını kapatır* Bunu dinlemiyorum. La la la la la, lala.

John: İğrenç. Yalnızca şeytani bir sapkın bunu yer.

Ben: Güzel oluyor! Ben hep yiyorum.

Mary: *bayılır*

John: *Mary’yi yakalar* Senin de onlardan biri olduğunu bilseydim vaktimi harcamazdım. Hank seni eşek sudan gelinceye dek dövdüğünde orda paramı sayıp, gülüyor olacağım. Ben senin için de Hank’in kıçını öperim, seni ekmeksiz sosisli, Alman yemeği yiyicisi.

John Mary’yi arabalarına götürdü ve çekip gittiler.”