Muhabiriniz zındık her yıl olduğu gibi bu yıl da taksim’deki onur yürüyüşündeydi. 28 haziran pazar günü gerçekleşen yürüyüşün yazısının neden bu kadar geç geldiğini artık herhalde sormazsınız. (zındık tembel. zındık üşengeç.)
Onur yürüyüşünün duyurusunda “renkli giyinin, gökkuşağına boyanın, kostumlü olsun, karnaval gibi olsun” imasını görünce binbir hevesle dolabını açtı zındık. Ne var ki dolabında doğru düzgün renkli giysisi yoktu. Varsa yoksa siyah, lacivert, gri bilmemne. kalbi kırıldı ama yılmadı. Beyaz giydi o da. Hem geçen sene Barışarock’tan aldığı gökkuşağı bileklik ne güne duruyordu? İyi ki maymunsoyu’nun aklına uyup onu da siyah almamıştı. Maymunsoyu demişken, kendisi kuzeninin düğününe gitmeyi tercih ettiği için bu seneki yürüyüşte yoktu.
Eviyle taksim arasındaki yürüme mesafesini yanlış hesapladığı için toplanma saatinden bir 15 dakika kadar geç vardı tramvay durağının oraya. İnsanlar toplanmıştı, upuzun gökkuşağı bayrağı açılmıştı. Ama galiba biraz daha insanın toplanması gerekiyordu yürüyüşe başlamak için. Gökkuşağının kenarında giderek artan kalabalıkla bekleşirken mağrur ve ürkekti zındık. Zira ne kadar boynunu uzatıp uzaklara bakmaya çalışsa da tanıdık kimse göremiyordu.
Derken yürüyüşün temasıyla ilgili gözlemlediği ilk şey sinirlerini birazcık kaldırdı. Çünkü birkaç metre ötesinde, muhtemelen fazla çalıştırmadığı kafasına güneş geçmiş bir kızcağız LGBTT’den olduğunu sanılan bir fotoğrafçıyla tartışıyordu. “Hayır yani sonuçta burası müslüman bir ülke.”, “Özgürlük istiyorlarsa Hollanda’ya gitsinler.”, “Şimdi burda bir rezalet çıksa olacak şey mi yane?” gibi cümleler kulağına ilk gelenlerdi. Özellikle son cümleye taktı kafasını. Kız sanki yürüyüşe katılanlar birden delirip sevişmeye başlayacaklarmış gibi konuşuyordu. Yanına gidip “Bacım hele bi su iç, sen eşcinselleri ne zannediyorsun ki?” demek istedi ama cesaret edemedi. Dedik ya yalnız olmanın getirdiği mağrur bir ürkeklik vardı üzerinde. Zaten çirkef kız da biraz daha çemkirip gitti.
Tabii bu arada sloganlar da başlamıştı. 8 Mart’tan aşina olduğu “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük!” gibi, “Öldürmiycez, ölmiycez, kimsenin askeri olmıycaz.” gibi hemen her yürüyüşte bir şekilde anılan sloganların yanı sıra “Susma haykır, eşcinseller vardır!”, “Teşhirci değil travestiyiz.”, “Baskı şiddet ahlaksa biz ahlaksızız.” gibi onlarca slogan dillerden düşmedi. Bir ara “Aç aç aç, barikatı aç” diye slogan atılınca zındık’ın kafası karıştı. Daha doğrusu slogancıların kafasının karıştığını düşündü. “1 Mayıs mı ki ehe ehe” diye eğlendi bile kendi çapında. Neden sonra fark etti ki polis istiklal’in girişini tıkamış resmen “Geçemezsin!” diyor. “Neden yahu?” diyorlar, “Yok” diyor. “Geçemezsin.” Önceden izni alınmış, nerede toplanılacak, nereye kadar yürünecek, nerede durup sağa sola ayar verilecek hepsi başından belli. Ama yok. “Geçemezsin.”
Yaklaşık bir saat bu şekilde oyalandıktan sonra polisle bir anlaşmaya varıldı: “Eyvallah, yürüyün ama o dövizler insin bi önce. Bir de slogan atmayın dümdüz yürüyün gidin.” (döviz: mitinglerde, yürüyüşlerde insanların ellerinde tuttukları, üzerinde anarşik şeyler yazan kartonlar, lolipoplar) Aktivistlerden biri de bu pazarlığın duyurusunu “Polisler de bizleri korumak için burada olduklarının farkındalar.” cümlesini barındırarak yapınca zındık bunun bir çeşit kinaye olduğunu düşündü, umdu, buna inandı.
Bir süre için sloganlar susar gibi oldu, üzerinde “genel ahlaksız”, “buradayız, alışın” gibi şeyler yazan dövizler indi. Ama elbette böyle bir dünya mümkün değildi. Barikat aşılır aşılmaz küme küme sesler yükseldi: “Çürük değil, eşcinsel!”, “Herkes bebek doğar.” Ve en güzellerinden ““Hür doğdum hür yaşarım / Kime ne? Kime ne? / Köle miyim sana ben? / Sana ne? Sana ne?” Dövizler de zaman zaman uyarı gelmesine rağmen hep havadaydı: “Genel Ahlaksız.” dövizi kendini en
çok ona yakın hissettiğinden olsa gerek zındık’ın favorisiydi. “Çocuğumun derneğine dokunma”, “Kardeşinim, yanındayım.” yazılı kartonların bol bol fotoğrafını çekti. “Anne ben biseksüelim” yazan kartona gülümseyerek baktı. Sonra alık alık kartonlara bakmayı bırakıp enteresan kostümlere yöneltti ilgisini. Sinsi gibi arkalarından yanaşıp fotoğraflarını çekti. Ama tepki görmekten çekindiği için fazla yanaşamadı. –ne tepkisi görecekse, gözünü kaşına kadar mora boyayıp giysi diye gökkuşağı renginde tüllere dolanırken sana mı sordu eleman?- İnsanların sırf gökkuşağına benziyor diye yanlarında taşıdıkları abidik nesneleri gördü. Şu toz almak için kullanılan renkli fırçalar, rüzgar gülleri, yapma çiçeklerden taçlar… Bir ara başka bir yürüyüşten edindiği pembe düdüğü çıkardı, onu öttürdü tükürüklü tükürüklü.
Bu arada “Annenim, yanındayım.” dövizi taşıyan bazı kuralsever anneler “indirin bakim o dövizleri. polis amcalar kızıyor.” diyip işaret parmaklarını yaramaz aktivistlere doğru salladılar. Annelerin bu tutumuna isyan eden gençler de onları bir daha böyle yürüyüşlere almamakla tehdit ettiler. Zaten bir süre sonra dövizlere de sloganlara da kimse itiraz etmedi.
Ara ara, yoldan geçmekte olan sade vatandaşın şaşkınlıkla büyümüş gözleriyle kesişse de en başta gördüğü aşırı heteroseksüel kızınki gibi bir tepkiye tanık olmadı hiç. Alkışlayanları, gülerek izleyenleri falan gördü daha çok. Onlara el sallamak istedi ama sallamadı. Sağda solda kameraları, fotoğraf makinelerini görünce “Akşam showhaber’de annemler beni görür mü acaba? Görürlerse ne derler acaba?” diye merak etti. “Görseler de tanımazlar zaten.” Dedi sonra.
Böyle böyle, kah gülerek, kah oynayarak galatasaray meydanına kadar geldiler. Basın açıklamasını duyamadı, çünkü eşcinseller çok gürültü yapıyorlardı. Sonra Hande konuştu. (Hande kim mi? Hande Yener canım kim olacak?) “Biz sizleri çok seviyoruz.” falan dedi. “Biz de seni sevebilirdik Hande, bu kadar yapmacık olmasaydın.” derdi eğer Hande’nin gerçekten Hande Yener olduğunu zamanında fark etseydi.
Hande tarafından topluca öpüldükten sonra yürüyüş bitti. Hayat eski monotonluğuna geri döndü. Az önce bir saatte yürüdüğü istiklal caddesini 10 dakikada geçip maçka parkındaki balkan fest’e gitti. Biraz da orda güldü eğlendi. Başka günlerde de bol bol gökkuşağı görmeyi umdu. Bundan sonra alacağı kıyafetlerin daha renkli olmasına karar verdi. Eve gelince atari oynadı. Mutlu mutlu yatıp uyudu.
Bir onur yürüyüşüne zındık’ın penceresinden baktınız. Seneye aynı gün ve aynı saatte başka onurlu yürüyüşlerde görüşmek dileğiyle. Esen kalın.
Not: ilki hariç hiçbir fotoğraf bana ait değildir. sonuncusunu Barış Uygur’un yazısından geri kalanını da Bianet’teki haberden aldım. işte linkler:
http://bianet.org/galeri/17-lgbtt-onur-yuruyusune-yaklasik-3-bin-kisi-katildi?page=1
http://www.uykusuzdergi.com/blog/bar%C4%B1%C5%9F-uygur/y%C3%BCr%C3%BCyelim-arkada%C5%9Flar
18 Yorum
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın





Yazı çok güzel olmuş zındık, çok teşekkürler. :) Cidden çok güzel olmuş senin bakış açınla. Polislerin tutumuna da çok şaşırdım çünkü gazetelerde falan hiç bahsedilmiyordu, özellikle zaten belli olan ve izin alınmış bir yürüyüş için.
Bence bu yazı bu sayfaların genel yapısına, konseptine aykırı. Dinlere yaptığı esprili eleştirisel yaklaşımlarıyla severek uzun süredir takip ettiğim ve etmekte olduğum bu sayfalardaki bu yazı beni rahatsız ediyor. Çünkü materyalist düşünceye sahip olmak “eşcinsel onur yürüşü”(?)nde olanları merak etmeyi gerektirmez. Veya yazının genel hatlarında ortaya koyduğu düşünce olarak; materyalist olmak eşcinselliği onaylamayı da zorunlu kılmaz. İnanın materyalisçe şeyler okumak için girdiğim bu sayfalarda eşcinsellerin yaptığı yürüyüş ilgimi çekecek son şey. Eğer eşcinsellerle ilgili birşeyler okumak isteseydim başka sayfaları ziyaret edebilirdim.
O yüzden bence bu yazı bu sayfalardan çıkartılmalıdır.
biz burda cinsiyet ve feminizm konularında da kemalizm konusunda da yazılar yazıyoruz. burası yalnızca din karşıtı bir site değil dikkat edersen. en başından beri siyasi içerikli yazılar var bundan sonra da olacaktır. bizim diğer ateizm sitelerine ve türkiyedeki ateistlere bakışımız pek iyi değil çünkü sırf müslümanları yerin dibine batırıp sonra da kendileri abuk subuk toplumsal dinlere inanan bağnaz, otoriter, faşizan insanlar var. bizce bir materyalist eşcinsel onur yürüyüşüyle ve özgürlükle ilgili diğer konularla ilgilenmelidir. tanrıya inanmıyorum ne kadar aydın fikirliyim deyip sonra ahlaktan dem vurmamalı, ırkçılık yapmamalı, devletin resmi tezlerini canla başla savunmaya kalkmamalıdır çünkü dinin bilimle çatışması gibi bunlar da sosyolojiyle tarihle çatışan ve onları çarpıtmaya çalışan tutumlardır, bilimsel değildir.
Ben devletimin resmi tezlerini canla başla savunan bir ırkçının da (ki şahsi siyasi düşüncelerim buna çok yakın) kendini ateist, yahut tanrıtanımaz olarak tanımlayabileceğini düşünüyorum.
“tanrıya inanmıyorum ne kadar aydın fikirliyim deyip de(…)” cümleniz bir garip. Siz herhangi bir tanrıtanımazın bu şekilde düşündüğünü gördünüz mü ? ”
Aydın gözükmeliyim o halde tanrı’ya inanmayayım”? Böyle bir mantık yok.
Ve her tanrıtanımazın aynı görüşleri savunacak, aynı hassasiyetleri paylaşacak olması şeklinde de bir mantık yok. Tüm bunların yanında benim bu yazının sayfadan çıkartılması sadece şahsi bir öneriydi. Bir başkası; sizin gibi; hayır bu yazı gereklidir, ben bu konuya hassasiyetle yaklaşıyorum diyebilir. Bunlar kendi aramızda saygı duyulacak farklılıklarımız.
Ancak sizin mantığınıza göre eşcinsel yürüyüşü konusuna ilgi duymayan bir tanrıtanımaz, popüler söylemle “özenti ateist”, ilgi duyan bir tanrıtanımaz ise “gerçek ateist” oluveriyor. Bu aynı islamcıların türban konusuna hassasiyet göstermeyen inanları “kafir” diye suçlamasına benziyor. (ki türban haspel kadar islami bir kavram, eşcinsel yürüyüşünün materyalist düşünceyle doğrudan ilgisi de yok)
Herneyse. Aslında işin özü ve yapmak istediğim “ateistler (ya da tanrıtanımazlar/herneyse) eşcinselleri destekliyor” fikrini veren sayfalarınızda bu genellemeye uymayanların da olabileceğini göstermekti.
Esenlikler.
demek istediğim bu değildi. eşcinsellere saygı duymayan ve milliyetçi ateistler tabiki var ve tabiki bunlar da ateisttir. ama biz bu tip ateistleri desteklemiyoruz. biz kendimizi diğer ateistlerden ayırıyoruz. türkçe ateizm sitelerine bakarsanız sırf ateist olmaları nedeniyle kendilerini müslümanlardan daha aydın gören pek çok insan görürsünüz fakat bizim gözümüzde bu insanların bir kısmı gerçekten ırkçı ve yobazdır. bu nedenler bizim bütün ateistlere hitap etme gibi bi isteğimiz yok tam tersi bir kısım ateistlere doğrudan cephe alıyoruz.
sevgili maymunsoyu olay şumudur ateistlerinde yobazı ve aydını var gerici ve yobaz ateistte çok komik duruyo yavvv
sonra eşcinsellerin bir dini olsaydı sanırım ateizm olurdu gibi eşcinselleri ateizmin duruk noktasına çıkaran bir anlanda çıktı hadi diyelimki, onada eyvallah sırf o işi yapıcaz diye sokaklarda avaz avaz bağırıp yürümenin anlamı ne ateizmin adını lütfen lekelemeyin sevgili maymunsoyu bunlara ne kadar serbestlik verirsen ver tatmin olmazlar zaten tatmin olmadıkları için eşcinseller bunların hepsini bir adaya toplayıp kendi medeniyetlerini kursunlar diye bırakmış olsak dahi uğruna sanvaştıkları özgürlük zaten kendi türlerini yok etmeye programlanmış eşcinsellere karşı bir düşmanlığım yok ama özendirici şeylerine karşı durmalıyız ateistliğinde kendine has bir ahlak anlayışı var yavvv sevgili maymunsoyu şimdi benim için gerici yada yobaz diyecen ya bunları desdekliyeceğime yobaz olayım daha iyi
bu özendirmek değil, zaten özendirmeyle eşcinsel olunmaz. böyle konuştuğunuza göre (her ikiniz de) bu ülkede eşcinsel ve travesti cinayetlerinin ne kadar sık yaşandığını bilmiyorsunuz demektir. gerici, bağnaz, dar görüşlü ateist neden olamasın, o kadar çok örneği var ki, eşcinsel haklarıyla ilgili bir yazıya ateistlerin tepki göstermesi de bunu kanıtlıyor. sizin dar görüşlülüğünüzü ben kıramam, böyle bir çabam da yok, umrumda da değil. sizin hoşunuza gitse de gitmese de biz burda eşcinsellerin de, kürtlerin de, türbanlıların da haklarını savunuruz, bu blog zaten siz okuyun diye yazılmıyor niye kendinizi yoruyorsunuz ki =D
Blogu bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum.Yazılar çok güzel.Eşcinsel haklarının dünyada ve ülkemizde yerleşmesini istemeyen ister ateist olsun ister teist ya da deist insanlık ve bilinç kavramlarından daha uzun süre uzak kalacak demektir.Yazılar için tekrar teşekkürler,devamlı takip edeceğim.
Ben konudan bir süredir çekildim. Başka konuları takip etmeye çalışıyorum.
“Her ikiniz de” şeklinde ithamlar beni konuya tekrar çekecek gibi gözüküyor. Ancak bu saçma tartışmanın bir tarafı olmak istemiyorum.
Zannediyorum çok yakında eşcinsel türbanlı bir kürt yazar bu sayfalara eklenecek. Onun enfes yazılarını, çılgın esprilerini, delicesine hümanizmini de takip edebileceğiz. Bu merak başka türlü açıklanamaz.
Bu eşcinsel, kürt ve türbanlı sevdanız ile sizlere Nescafe 3′ü bir arada sponsorluğunda iyi geceler dilerim.
Bu, bu konuda yazdığım son yorumdu. Esenlikler.
ibne ataistler
biz teşekkür ederiz elanvital, yorumun moral verdi.
ve teşekkürler poli, konuyu derinlemesine incelediğin ve yorumlarınla katkıda bulunduğun için..
niye siliyon maymunsoyu cevep versen daha iyi olurdu ama sen bilin neyapalım öyle olsun
bir şey silmedim ben yorumun yukarda duruyor. bir de böyle bir insan tipi türedi ya bütün yorumları yayınlanmasına rağmen cevap veremediler, sildiler diye kendini tatmin eden.
ya uykudan yeni kalkmıştım sildin sandım cevabını sonradan gördüm kusura bakma maymun soyu
çok güzel olmuş eline sağlık
helal olsun valla koruyalım kendimizi kimse biz<i yıkmasın
fdfdfd