Bedenim kimin?

Galiba benim değil. Ne giydiğime gerçekten ben mi karar veriyorum? Hiç mi düşünmedim dışarı çıkarken acaba bu etek çok mu kısa diye? “Hava da soğukmuş iyisi mi ben gene kotumu giyeyim.” bahanesiyle kaç kez aynayla dolap arasında mekik dokudum? Bugün başörtüsü yüzünden kaç arkadaşım üniversite kapısında tuhaf bakışlara maruz kaldı? Tanıdığım, tanımadığım kaç kadın saat geç olduğu için yürüme mesafesindeki evine dönerken taksi tutmak zorunda kalacak? Hem de camdan içerisini görmeye çalışıp taksicinin güvenilir olup olmadığını tespit etmeye çalışarak… Töre cinayetleri, tecavüz indirimleri, koca dayakları…

Ama şimdi bunlar değil anlatmak istediğim. Bunları da anlatırım daha sonra. Bugün kendi bedenine sahip olan bir kadını anlatmam gerek. Beth Ditto’yu bilen var mı? Ben bilmiyordum. Tesadüfen karşıma çıkan bir sitede, tesadüfen gördüm kendisini. Görülmeyecek gibi de değildi. Love dergisinin kapağına çıplak poz vermiş. Ama benim gördüğüm çıplak bir kadın değildi sadece. Çıplak kadınları her yerde görmüyor muyuz zaten? Ben o derginin kapağında ben burdayım diye bağıran bir özgüven gördüm. Beth Ditto, kırmızı saçlarıyla, koyu makyajıyla, kolundaki dövmesiyle ve basen bölgesindeki yağlarla kusursuz görünüyordu!

Ne yalan söyleyeyim kıskançlığımdan çatladım! Ben göbeğimi saklasın diye büyük beden giysiler alırken delinin teki o haliyle soyunup dergilere poz veriyordu. Hem de ilk vukuatı değil bu. Daha önce de nme dergisinin kapağı için benzer bir poz vermiş. Tabii bunu da görünce merak ettim, kimdir nedir bu kadın diye. The Gossip isimli bir punk grubunun vokalistiymiş meğerse. Eşcinsel aktivistmiş. The Guardian2’da da bir tavsiye köşesi varmış.

Bunlar ilginç detaylar ama konumuz dışında. Ben neden hala çikolata yerken iki kez düşünüyorum?! Spora başlamamı sağlayan şey gerçekten daha sağlıklı olma arzusu mu yoksa, “50 kilonun altına insem ne de güzel olur.” derdi mi? Aynaya baktığımda beni rahatsız eden benim ne gördüğüm mü, yoksa başkalarının bende ne gördüğü mü? Ben hala bedenim bana mı ait sanıyorum? Beth Ditto kendi bedenine sonuna kadar sahip belli. Ama geri kalanımızın öyle olduğu pek söylenemez. Biliyorum, televizyonda, gazetede, sağda solda sanki herkes öyleymişcesine örnek gösterilen sıfır bedenler arasında bunları aşmak zor. Ama denersek olur belki. Kim benimle çikolata almaya gelir?

13 Yorumlar

  1. ben yokken kimse seninle çikolata almaya çıkmıyor dimiiii?
    ben sağlık açısından zayıflığın doğru olduğunu düşünüyorum. yani merdiven çıkarken neden 10 kilo fazladan yağ kütlesini kendimle beraber taşıyayım ki?
    ama güzellik açısından sırf 90-60-90 kadınlar güzeldir yargısı saçmalığın daniskası. hatta medyada sırf bu tipteki kadınlara yer verilerek sanki bu ölçülere sahip olanlar (ha bir de boyu 1.75den aşağı olmayacak) normal ve doğru bedenlere sahipmiş de diğerlerinin bedeni yanlışmış gibi bir düşünceyi herkesin beynine sokuyorlar. kadınlar abuk subuk yöntemlerle kilo almak ya da vermek ya da ameliyat olmak zorunda bırakılıyor ama erkeklere gelince erkekte güzellik aranmaz, erkek dediğin göbekli olur falan filan… neyin güzel olduğuna kim karar veriyor ki? tüm antik yunan heykellerinde, ortaçağ ve rönesans tablolarında güzel kadınların dev basenleri ve küçük göğüsleri var.

  2. ben de sağlık açısından zayıflığın iyi olduğunu düşünüyorum ama zayıflamaya çalışanların çoğu sağlığını düşünmüyor öncelikle. bu da tabi medyanın dayattığı güzel insan figüründen kaynaklı.
    aslında aynı sorun erkeklerde de var.üçgen vücutlu kaslı erkek iyi erkektir imajı kadınlarınki kadar ezici olmasa da yok değil.

  3. ilk önce cilt kırışıklığının büyük bir problem olduğunu sana öğretiyorlar sonra da onu geçirmen için sana bişeyler satıyorlar. komplexler oluşabiliyor sonra, psikolojiler bozulabiliyor.

    -yorumun bu kısmı maymunsoyu tarafından sansürlendi.-

  4. şaka yapmıştım :DD

  5. ne yazmıştın ya çok merak ettim

  6. mailime gelen şeyden okudum yorumunu, cidden iğrenç bi insansın bond, sedat bond

  7. hey ! haddi ama dostuum sadece şakaydı !
    biz black metalciler böyle şakalara bayılırız

  8. hala anlamadın mı adamım? biz bu blog’da şiddet içerikli yorumlar yazanları sevmeyiz. şimdi o beyaz kıçını tekmelemeden toz ol!

  9. hahahaha!

  10. neyse, yazı güzel olmuş.
    şişman bayan da güzel görünüyor ayrıca, herkes onun gibi yapsa ne güzel olur.
    ama eşcinselleri sevmiyorum pek.. hep ortak gıcık bir tavırları oluyor nedense. (aşağıda yazan nedenlerin dışında)
    ya da konuşurken ellerini dizine atıyorlar, ya da sarılıyolar marılıyolar, bi an ‘hayatımdaki en iyi arkadaşımsın’ falan diyip öpmeye falan çalışıyolar.
    ‘ ben eşcinsel değilim ‘ demeni anlayamıyorlar. böyle kötü bi duygu oluşturuyor içinde.
    daha sonra etrafta yaptığım gözlemler sonucu erkeklerle kızların arasındaki ilişkilerde de bu tarz şeylerin çok olduğunu fark ettim.

    bir de sabahları okula giderken bütün dolmuşlar arkamdan korna çalıyorlardı kendimi orospu gibi hissediyordum

  11. Bu iş sağlık için yapılmalı. Buna karşın genç olmanın getirdiği dezavantajlarla iş sağlıktan çıkıp insanların düşüncelerine geliyor ve bunu sadece aptal insanlar yapmıyor. Çevremde gözlemlediğim üzere çok zeki insanlarında “10 kilo versem keşke” gibi tripler girebiliyorlar ve sağlığı gözardı edebiliyorlar. Bende biraz fazla kiloluyum (erkek olma avantajım bir yana) eskide oranla çabuk yorulmamdan mütevellit kilo verme mücadelesi içerisindeyim :)

  12. burada beden mevzusunu toplumsal baskılar kapsamında değerlendirmişsinizde birde Latso deneyi var.Asıl latso deneyini okuduktan sonra bedenim benimmi yoksa başkasınınmı sorsunu sormak gerekiyor

  13. kusura kalmayın latso yazmışım sonradan aklıma geldi yanlış yazdığım hemen düzelteyim

    Latso değil libet deneyi olacak benjamin libet…


Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın