pek sevgili marx

Karl Marx hakkında acayip gerekli bilgiler… (o kadar gerekli ki anlatamam)

Marx’ın 1865′de kızları Laura ve Jenny’nin hazırladıkları bir dizi soruya verdiği yanıtlar:

en sevdiğiniz erdem: basitlik

erkeklerde en sevdiğiniz erdem: güçlülük

kadınlarda en sevdiğiniz erdem: zayıflık

en belirgin özelliğiniz: amaç tekliği

sizin için mutluluk: mücadele etmek

sizin için mutsuzluk: teslimiyet

en kolay affettiğiniz kötü huy: çabuk kanma

en nefret ettiğiniz kötü huy: uşaklık

olmaktan kaçındığınız şey: Martin Tupper (ingiliz şair)

en sevdiğiniz iş: kitap kurtluğu

en sevdiğiniz şair: Shakespeare, Aeschylus, Goethe

en sevdiğiniz yazar: Diderot

en sevdiğiniz kahraman: Spartaküs, Kepler

en sevdiğiniz bayan kahraman: Gretchen (Faust’tan)

en sevdiğiniz çiçek: defne

en sevdiğiniz renk: kırmızı

en sevdiğiniz isim: Laura, Jenny (kızlarının isimleri)

en sevdiğiniz yemek: balık

en sevdiğiniz maxim (kural, düstur): nihil humani a me alienum puto (insani olan hiçbir şey bana yabancı değildir)

en sevdiğiniz motto (söz): de omnibus dubitandum (her şeyden şüphelen)

Karl Marx ve Rene Descartes materyalizm ve idealizm tartışmakta (Persepolis’ten):

marx-descartes

13 Yorumlar

  1. maxim ve mottonun farkını bilen varsa bana anlatsın.

  2. “kadınlarda en sevdiğiniz erdem: zayıflık”

    biri bunu bana açıklasın. kesin bişeyleri yanlış anladım.

  3. yıllardır bunu açıklamasını arıyorum ben. hayatımda aşamadığım bir travmadır.

    marx feminist değilmiş napalım deyip işin içinden çıkamıyoruz çünkü “ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni” marx’ın notları üzerinden yazılmıştı. feminizme materyalist bir zemin veriyor o kitap.

    ben burda marx’ın fiziksel güç ve zayıflıktan söz ettiğini düşünüyorum. hatta kadın-erkek, güçlülük-zayıflık arasında diyalektik bir ilişki kurmuş.

    bir de çeviri hatası da olabilir. ingilizcesi strength ve weaknessdı. almancasını bulmak gerek.

    sen ne düşünüyorsun pastafaryan?

    ya bir de en sevdiği bayan karakterin gretchen olması da (konuyla bağlantı kurarasak) bir garip. gretchen böyle saf, gerizekalı, zavallı bir kızdı, ben nefret etmiştim. insan ophelia filan der üf.

  4. ben fiziksel güç ya da zayıflığı erdem olarak algılayamıyorum, o yüzden marx’ın da bunu demek istediğini sanmam. öyle bile olsa kadınların fiziksel olarak güçsüz olmasının nesini sevdiğini merak ederim.

    bence çeviri hatası ya da yanlış anlaşılma ya da çarpıtma olma olasılığı daha yüksek.

    ya da marx’ın erkeğin güçlü, korumacı halini severken kadınlardan daha naif, hassas, zarif vs olanını takdir ediyodur. yaşadığı dönemi de düşünecek olursak benim aklıma başka bir açıklama gelmiyor.

    bu arada gretchen faust’taki hangi karakterdi? tam hatırlayamadım ben.

  5. gretchen, margaret böyle hiçbir özelliği olmayan fakir sıradan bir kız yaşlı annesiyle birlikte yaşıyor. faust mefistonun yardımıyla bu kızı tavlıyordu. gece kızın odasına girebilmek için annesini uyutsun diye bir ilaç veriyordu bu da kızın annesinin ölümüne yol açıyordu. sonra türk filmi gibi hamile filan kalıyordu sanırım, sonra hapse atılıyordu, idam mı ediliyordu, deliriyor muydu, hepsi birden mi oluyordu tam hatırlamıyorum. her sayfada sinir krizi geçiriyordum bu kız yüzünden.

    erdem yerine özellik demiş olabilir. zarif, narin kadınları takdir ettiğini sanmam çünkü burjuva ailesinde kadının aslında cariye gibi olduğunu ama proleter kadının ekonomik hayat içinde yeralması nedeniyle daha bağımsız ve saygın, güçlü vs. olduğunu söylüyordu.

  6. bence marx biraz salakmış. kadınlar saçma sapan işlerle uğraşmıyorlar, kendi evlerini temizleyip kendi işlerine güçlerine bakıyorlar diye onları zayıf görüyormuş gibime geldi.
    dikkat edin yeryüzündeki dinler falan hep erkeklerin çıkarttığı şeylerdir, politikalar falan da öyle. eğer bu dünyada erkekler olmasaydı bence bu dünya daha güzel bir yer olurdu. kadınların devletleşip birbirleri ile savaşacaklarını falan pek sanmıyorum. öyle şeyler olsa da bu kadar ateşli olmazdı.
    kadınlar daha sezgiseldir. erkekler kadar sapkın değiller.
    suç oranları, seri katil olaylarında falan da erkekler açık ara önde.
    (Not: transexüel falan olduğumu düşünürseniz sizi öldürürüm)

  7. söylediğin şey dayanaksız. marx ilk toplumların anaerkil olmasını kadınların yemek-temizlik yapmalarına bağlar. çünkü komünal toplumlarda çocuk bakmak ve sofra hazırlamak ev işi değil kamu hizmetiydi ve erkekler avdan genellikle eli boş dönüyordu. ekonomik ve siyasal güç kadınların elindeydi.

    marx burda fiziksel zayıflıktan söz ediyor. fiziksel zayıflık derken de kastedilen dayanıksızlık ya da acıya karşı hassasiyet değil (zaten bu konuda kadınlar daha güçlü) yalnızca kas gücü. marx’ı iri yarı kadınları beğenmediği için yargılayabilir miyiz?

  8. Buraya yazdığım yorum niçin yayınlanmadı sayın admin ? Yorumda hakaret yada aşağılama cümlesi yoktu.

  9. adminin sinirli bir anına denk geldi ve bir administration hatasına kurban gitti.

  10. Buldum ! Buldum !! Marx ın neden o cevabı verdiğini buldum !
    marx kesinlikle çok zeki bir adam !!

  11. o sakalları ebemde görse ona taşfırın erkeği der-
    ben de kafası karışıklardanım-
    lacan baba otoritesi olmayan ailelerde çocukların psikolojisinin bozuk olduğunu söylüyor-
    niçenin kırbaççı olduğu malum—
    belki de her ikisi de hayatlarının bir döneminde bir kadın karşısında kendilerini zayıf hissettiler ve bunu yediremediler benim gibi—

  12. ya nietzsche’yi mazur görebiliriz, kadınlarla ilgili çocukluğundan kaynaklanan sorunları var, artı bir bir kadın karşısında zayıf düşüp yedirememe de var.

    lacan öyle bir şey demişse bunu ataerkilliği desteklemek için dememiştir sanki, yani tam bilmiyorum ama oedipus dönemine önem verdiği için böyle demiş olabilir. (ya da allah belasını versin)

    marx yaşadığı çağdaki pek çok kişi gibi kadını ikinci cinsiyet olarak görmüş olsa da dünyanın sonu değil. fakat ben yine de marx’ın kadınlar hakkında söylediği diğer şeyleri hesaba katınca burda kesinlikle fiziksel güç ve zayıflıktan söz ettiğini düşünüyorum.

  13. bence marx’ın kadınların zayıflığını sevmesinin alakası diderot’tan gelmiş olabilir. diderot için marx en sevdiğim yazar demiş yukarıda da yazıldığı gibi…

    diderot’un “rahibe” adlı kitabını okuduğumda diderot’un kadınların zayıflığını sevmesini andıracak bazı bölümler vardı. marx’ta diderot’tan etkilenmiş olabilir diye düşünüyorum…kitabı önceden okuduğum için o bölümleri pek hatırlayamıyorum. tam bilgi veremediğim için üzgünüm… :(


Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın