Bilim materyalisttir, bilim adamları da çoğunlukla Tanrı’ya inanmaz. Bu durum dindar insanları çok rahatsız eder çünkü genellikle zeki ve entelektüel oldukları kuşku götürmeyen bilim adamlarının dine karşı kuşkucu bir yaklaşım içinde olmaları eleştirel düşünme yeteneğine sahip diğer insanları, özellikle de bilim adamlarını rol modeli seçecek gençleri de Tanrı’nın varlığını sorgulamaya yönlendirecek, gözü kapalı inananlarınsa aklını kurcalayacak, huzurunu kaçıracaktır. (Tabii bunu kabul etmezler çünkü onlar sorgulamadan inanmayı erdem, kuşkuya kapılmayıysa zayıflık sayarlar. Eminim siz de böyle insanlarla karşılaşmışsınızdır.) Bu rahatsız edici durumla mücadele etmek için inananlar ateist olmayan popüler bir bilim adamı aramış ve Einstein’ı propaganda malzemesi yapmışlardır. Einstein’ın inançlı bir Yahudi olduğu söylentisi sık sık tekrarlanmış ve onun gibi zeki bir adamın bile Tanrı’ya inanıyor olması Tanrı’nın varlığını destekleyen bir kanıt gibi sunulmuştur. En zeki insanlar bile ilüzyonlara kapılabilirler. Einstein’ın Tanrı’ya inanması ya da inanmaması Tanrı’nın var olup olmadığına dair bir gösterge olamaz. Kaldı ki Einstein Tanrı’ya inanmamaktadır.
Einstein ateist değildir fakat inançlı da değildir, hele dindar hiç değildir. O kendisini daha çok agnostik (bilinemezci) olarak tanımlar. 24 Mart 1954′te yazdığı İngilizce bir mektupta söyle der:
“Benim dini inançlarımla ilgili okudukların tabii ki de yalandı, sistematik olarak tekrarlanan bir yalan. Herhangi bir tanrıya inanmıyorum ve bunu hiç inkar etmedim, açıkça söyledim. Eğer içimde dini denilebilecek her hangi birşey varsa, o şimdiye dek bilimin ortaya koyabildiği kadarıyla dünyanın yapısına karşı duyulan sınırsız bir hayranlıktır.” (Albert Einstein: The Human Side)
Yine aynı kitapta, “Bireyin ölümsüzlüğüne inanmıyorum, ve ahlakı da ardında hiçbir insanüstü otorite olmadan, tamamen insan işi olarak görüyorum.” dediği yazıyor.
2 Ocak 1915′te meslektaşı Edgar Meyer’e mektubunda şöyle yazmaktadır.
“Neden bana “Tanrı İngilizleri cezalandırmalı” diye yazıyorsun? Her ikisiyle de herhangi bir alakam yok. Ben yalnızca derin bir üzüntüyle Tanrı’nın çocuklarının büyük bir kısmını yaptıkları çeşitli aptallıklar yüzünden cezalandırdığını görüyorum, ki bunlar için yalnızca Tanrı’nın kendisi sorumlu tutulabilir; bence onu yalnızca var olmaması mazur gösterebilir.”
Einstein’ın Tanrı’ya inanmadığını gösterecek bunun gibi pek çok sözü ya da yazısı var. Peki nasıl oldu da Einstein dindarların propaganda malzemesi haline geldi? Sanırım bunda en önemli etken dinsizliğini açıkça ortaya koymamasıdır. Bunu hiçbir zaman saklamamış ve dini görüşleri konusunda yalan söylememiş olabilir ama herhangi bir dine inanmadığı konusunda kamu oyuna yönelik yeterince net açıklamaları da olmamış. Belki de halkın tepkisinden çekinmiş olabilir, ama en azından ateizmi eleştirdiği kadar dini de eleştirebilirdi. Einstein ateist olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Ateistlerin dine karşı verdiği mücadeleyi anlamamakta, onları zincirlerinden kurtuldukları halde hala zincirlerinin ağırlığını hisseden kölelere benzetmektedir: “Bir de hoşgörüsüzlükleri dindarların hoşgörüsüzlükleriyle aynı türden olan ve aynı kaynaktan gelen fanatik ateistler vardır. Uzun mücadeleler sonunda çıkarıp atmış oldukları zincirlerinin ağırlığını hala hisseden kölelere benzerler. Onlar -geleneksel “halkın afyonu” na karşı kinleriyle- cennetin müziğine dayanamayan yaratıklarıdır.” Bir defasında da şöyle demiştir: “Tanrı düşüncesini çocukça bulduğumu defalarca söyledim. Bana agnostik diyebilirsin ama öfkeleri genellikle gençliklerinde mağruz kaldıkları beyin yıkamanın kelepçelerine karşı acı verici bir kurtulma girişiminden kaynaklanan profesyonal ateistlerin savaşçı ruhunu taşımıyorum. Ben kendi varlığımızı ve doğayı anlamaya yönelik entelektüel zayıflığımız nedeniyle alçak gönüllü olmayı seçiyorum.” Einstein’ın dine karşı tavır almaması o bunu hiç istememiş olsa da dindarların işine yaramıştır, din-bilim savaşında onu dinin safına itmiştir. Bugün ateistlerin pek çoğunun dine karşı mücadele etmemesi yine dinin işine yaramaktadır.
30 Yorumlar
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın



bu yazıyı okuduktan sonra hakkında pek bişey bilmediğim einstein’a karşı çok büyük bir saygı uyandı içimde. gerçekten akıllı adammış einstein. işte gerçekten akıllı olmak böyle birşey olsa gerek. özellikle ateistler hakkında söyledikleri çok doğru. bazı uzak doğu felsefelerinden haberi olsaymış ilgi duyacağına kesin gözüyle bakıyorum. bu lafları söyleyen bir adamın meditasyona ilgi duymaması mümkün değil. Meditasyon sözcüğü, onun daha ağır görünmesine sebep oluyor. Ona basitçe, masumca sessizlik demek daha iyi … ve varoluş tüm güzelliklerini sana açar.
ir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar; Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?
Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.- Evet her şeyi Tanrı yarattı!
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine “evet efendim” diye yanıtlar.
Profesör devam eder;
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan varolduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız “Kesinleştirme” prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve – Bir soru sorabilir miyim profesör? der. Profesör de sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar ve “Soğuk var mıdır”? diye sorar.
Profesör;
- Nasıl bir soru bu böyle tabi ki vardır diye yanıtlar. “Sen hiç soğuktan üşümedin mi?
Öğrenci;
- Aslında fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir der ve devam eder
- Profesör karanlık var mıdır?
Profesör ;
- Tabi ki vardır.
Öğrenci yanıtlar
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık da yoktur.Yaşamda /realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın / uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir kelimedir. Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;
- Efendim şeytan var mıdır?
Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;
- Tabi ki açıkladığım gibi biz onu her gün her yerde onu görürüz. Şeytan /kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir der.
Öğrenci devam eder;
- Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan / kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir. Profesör yerine oturur.
Genç öğrencinin adı ALBERT EINSTEIN’dır
tanrı evren üzerinde zar atmaz (albert einsitein)
hayatım boyunca tanrıyı inkar etmek için çabaladım .. ama her yere onu buldum (einsitein)
Dinsiz bilim, kör topal ve sağırdır (einsitein)
bir sürü yorum yazmışsın, sırf saçmalamak için bu kadar zaman ayırman ilginç. herhalde çok fazla boş zamanın vardı. eğer yukarıdaki einstein hikayesine gerçekten inanıyorsan sana cevap vermek için harcayacağım zamana acıyorum. o yüzden kısa kısa cevap verip tekrar anime izlemeye devam edeceğim.
kötülük ve tanrı üzerine isimli yazıda zaten einstein hikayesiyle dalga geçmiştim.
ben yukarıda verdiğim bütün sözlere kaynak gösterdim sen kaynak göstermediğin gibi sözleri yanlış aktarıyorsun. son söz “dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür” olacak. sözün geçtiği yere bakarsak (4. paragraf) einstein din derken inancı kastediyor gibi ve söz konusu inanç da bilimadamında bulunan dış dünyanın açıklanabilir olduğuna dair inanç.
ikinci söz için kaynak göster çünkü ben hiçbir yerde bulamadım ve uydurma olduğuna inanıyorum, tıpkı üstteki hikaye gibi.
ilk söz de tam doğru aktarılmamış. doğrusu “o zar atmaz” olacak. bunları tekrardan yazmam çok saçma yukarıdaki yazıda kanıtlarıyla gösterdiğim gibi einstein dinlerin tanrısına inanmıyor, onun tanrı’dan kastı bir çeşit enerji ya da evrenin tamamı. zaten bu sözde espri yapıyor.
Arkadaşım yazını gerçekten beyendim.Bilim adamları genel olarak tanrıya inanmazlar Einstein da buna dahil.Einstein ın inanıp inanmaması hiçbirşeyi değiştirmez.Ben inançlı birisiyim Einstein ada çok büyük saygım var.Sana bide sorum olcak Einstein bütün bu düzeni nasıl açıklıo.Evreni evrendeki tüm canlıları.İlk insanı.Bunlar tanrı olmadan mümkün deil.Bunun için Einstein inansada inanmasada Tanrı var!!!
einstein zeki midir dersek zekidir gelmiş geçmiş en zeki insan deildir ondan daha zekileride vardı ve daha en zeki insan daha doğmadı. ama geçmiş zeki insanlara bakarsak çoğu allahın varlığına inanıyordu . tıbbın babası akşemsedin hazretleri pastör ibni sina newton . bunlar belki einsteinden daha zekidir . burda önemli olan allahı anlaya bilmedir .tanrının varlığı bilimsel olarak da açıklanabilir . eğer kendine güvenen varsa çıksın tartışalım .
korkmayın kabederseniz size karışmam yine özgür olursunuz ve size yanlızca bir soru sorcam ALLAH BİRDİR VE TEKTİR ONDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. HZ MUHAMMED ONUN KULU VE ELÇİSİDİR
şu soruyu alsak artık?
kesin ‘bir araba’yı yapan olmazsa o araba kendiliğinden olur mu?’ falan diyecek.
onu da bi yerden tesadüfen okumuştur, bunu duyan herkesin acaip etkileneceğini falan sanıyodur.
‘araba’yı’ diye niye ayırmışım ki. arabayı olacak o
ben hala aylar öncesinin kutu kola örneğinin etkisi altındayım. hala bi cevap veremedim.
bkz. cevab veremedi.
bkz. ekşi sözlük.
kız haklı, kolayı biri gelip açmazsa o pısst sesi çıkmaz. demek ki tanrı var.
aceba tanrı pepsi yi mi daha çok seviyor yoksa kolakoka yı mı ? eğer müslümanlık doğruysa kesin kolaturka cıdır. :P
burda dalga geçilecek birsürü yeni konu var sen eskilerini önümüze getirip duruyorsun =))
Yazıyı göndereli bayağı olmuş ama İbrahim’ e bir şey sormak isterim. Bilimden anladığı nedir? Tanrı su, toprak, ateş ya da gökte oturan sakallı dede değil ki bilimle açıklayabilesin.
Ayrıca emin ol, son sözlerinden sonra sitedeki herkes büyülenmişçesine şehadet getirmeye başlamıştır. Ama çaktırmıyorlar:)
Bende bir Agnostiğim ve agnostikler dinsizdir.
Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımı. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
Kökeni eski Yunan’daki Sofistlere kadar uzanan agnostisizm kelime olarak eski Yunanca’daki agnostos, yani “bilinemez olan” kelimesinden gelir. Gerçekte, bir dinden ya da öğretiler bütününden ziyade bir konsepttir. “Bilinmezcilik” olarak tanımlanması, aslında dinlerin öne sürdüğü Tanrı anlayışının gerçekliğinin bilinemezliği değildir. Bu akım, insanın bilme yetisinin sınırlı olduğunu ve bu nedenle, görülebilenin ardındaki hakikati yakalayamayacağını savunur. Thomas Henry Huxley, agnostisizm’i tanımlarken insanların ölüm sonrası ve tanrının varlığı konularında akıl yürütmekten kaçınmaları gerektiğini söylemekle kalmamış, bu bakış açısından değerlendirildiğinde değillenemeyecek hiçbir önerme ya da yanlışlanamayacak hiçbir bilgi olmadığını da eklemiştir.
Agnostisizm, tüm dinleri ve dolayısıyla onların tanrılarını kesin olarak reddeder. Fakat, Teizmin sundukları dışında; doğaya müdahale etmeyen, belki bilinci dahi olmayan bir Tanrı’nın olup olamayacağını bilemeyeceğimizi öngörür. Bu anlamda Deizmin ve Ateizmin dogmatik tutumundan uzak olduğu vurgulanabilir.
Felsefi bir ekol olarak kayıtlara geçmesi 19. yüzyılın ikinci yarısına denk gelir, Batı felsefesindeki başlıca temsilcileri Herbert Spencer, William Hamilton ve Leslie Stephen’dir. Agnostisizm’in Doğu’daki karşılığını ise tasavvufun hemen her kolunda bir miktar bulmak mümkündür. Araştırma için Türkçe kaynak olarak 1997 yılında Vadi Yayınları’ndan çıkan Şinasi Gündüz’ün Son Gnostikler: Sabiiler, İnanç Esasları ve İbaretleri adlı kitaba bakılabilir.
Tabi ki Allah’u Teala(c.c.) vardır. Amma dünyada insan beyni ölümden sonraki hayatın ve yaratıcının ispatını idrak edebilme iradesiyle sınandığı için kanıtlanamamaktadır. Fakat Kuran-ı Kerimde “kişinin içinde zerre kadar iman yani Allah(c.c.) inancı var ise o cennete girecektir” sözleri belirtilmektedir. Bu konuda Albert Einstain’ın başından tamamen fiziğe dayalı bir konuşma geçmiştir.Bu konuşma ; onunla sıradan biri arasında olmuş ve ne Ateist ne de bir dine mensup olup olunmadığı bilinmeyen Einstein’ın dindarlar tarafından propaganda amacıyla uydurulmuş bir konuşması değildir bizzat başından geçen bir konuşma olarak materyalizm tarihine kazınmıştır.”Einstein tanrının olduğunu düşünmeyen birine = sen sadece kanıtlayabildiğin denli mi inanırsın ha! Adam= he! Einstein= o caman çel senle pi hesap kitap yapalum da en son bak bakalım kararın noooolajak! , demiş. -tanrının varlığına 1 diyelim , yokluğuna ise diyelimkine 2! mademki diyelimkige öldük tahtalı köye gittik anasını satıyım , ha eğer ahret mahşer cennet huri… yohsa o saman benim bi kaybım oluyomu? Adamda cevbı yapıştırmış= YUUOOOOOOK! Bunun üzerine profosör doçent doktor Alabırt Aynıştayın demişki demiş ; peki ya varsa. Ya işte . Adam olmuş pert. Sözlerine şu şekilde devam ettiği bilinen Aynısıdayım aynen am bele demiş ; – kardeş eğer kine geberdikten sonraki hayat varsa benim kaybım oluyomu yok , eğer kige öldükten ahirki yaşam olursa ABBOWWW sana kaymışlar olur çünkü o zaman senin kaybın oluyor! Adam demişki ; nie benim kaybım olsun ben inanmadığım için 2 idim ya? Sayın Elbert Einsıtayın bunun üzerine ; nö düyon len ben sana inanmadığın için 0 dedim ve kendime inanan gözüyle bakarık 1 dedim ve sonuç olarak benim inanarak hiç bi kaybım olmadığı gibi senin sadece ölümden donraki hayatın varlığı ile bir kaybın olacak , demiş. Adam= – ohoooh ami sen saten kafayı yemişin sayıarla sıtroen sıtrırulen .. felan demiş ve enson oda kafayı yemiş kafayı yiyincede yolda karşıdan karşıya geçerken kafasına kuş sıçmış ve kör olmuş ve frenleri tutmayan tırın altında kalıp çanaa kırmış.Hastaanede gödlerini açan Adam hafısa kaybına uğramış ve bi süre sonra aklına Alabırt Einsıtayın ilen yaptığı beyin fırtınası gelmiş. Böylece Albırt Einstain’ın yanına gelip kendi hakkında sorular sorunca Albırt saymış ha saymış , saymış ha saymış . Yok sen böyleydin de yok müslümandıyda yoh ahret mahşer huri muri inanıyodun da felan ne varsa saymış ve adam kendini dindar sanıp 5 vakit namaza başlayınca zamanla hafısası yerine gelse de o ibadetten ve hatme-i hacegandan sofilerden aldığı haz feyiz yüzünden dinini bırakmayıp önceden ne kadar cahil ve düşüncesiz olduğunun farkındalığıyla deli gibi dergahında flikflak , burgu ve çif salto atmaya başlamııış.” Yani Einstein bu konuşmasıyla birini karşındaki müslüman ettiği için bu konuşma bu denli meşhur olmuştur.Buruya kadar okuyan olmuşsa Allah(c.c.) ondan razı olsun kuzura galmasın yada ne bok yerse yesin amınakoyıyım yazdım işte nooljak en fazla kiliiiğimi tespit edip hapse atarlar kafamı kesjek halleri yok ya rus askermiyim ben nan ne yazdım nan nie yazdım Allah’ta (c.c.) benim belamı versin ne işlerle uraşıom zaman boş amına koyıyım feysbukumdan feyzal a mıyom yapacak işim yok neyse ya hala ukuyonusmu?gerçi kim okıjak bunu yayınlamııjakla rkesin
ahahahah ilahi ilacıun eğlendirdin bizi gece gece. seni de yazar olarak kadroya dahil etmek isteriz, zira harcanıyosun buralarda. yalnız hangi uyuşturucuyu kullanıyosan onu biraz azalt derim ben. birazdan son iki yorumunu silicem ama ilki kalıcak. “emeğe saygı, artı rep” fakat eğer bu iyi niyetimizi suistimal edecek olursan kalbini kırarız. saygılar.
tmm yazar kadroya nasıl üye olacağım?
öncelikle materyalist olman gerekiyor :D
ok. yani inanmamam gerekmiyorsa materyalistim
İlacıun ben yanılıyorsam haklısınki ebediyen cehennemde yanacağım.Ancak sen yanılıyorsan hiçbirşey kaybetmeyeceksin.
Fakat ya ikimizde yanılıyorsak ve zeusa tapanlar haklı ise ozaman napacağız.
Birde tabi hepimizin zeusa tapanlarında yanılma ihtimali var.Eyvah :(
En mantıklı şey bütün dinlere aynı anda inanmak:D
bütün dinlere inanmaya gerek yok. aklını kullanan her insan tek doğrunun uçan spagetti canavarı olduğunu bilir! ona inanmayanlar elbette sonradan çok pişman olacaklar.
Büyüklerim herzaman inan ama kurcama derdi. Bende neden derdim , niye Allah’ın varlığını sormıyayım niye tabiyat nası oluştu niye gereksiz hareketlerle ibadet olayını uyguluyoruz..Daha yaşın küçük anlamazsın, Allahı düşünmek haramdır(oysaki haram olan onu cisim olarak kurgulamak).. hem bastırdılar düşüncelerimi hem engel oldular ve byüyünce anlarsın dediler ve belki de büyüyorum ki anlıyorum
din adına adam toplamak birilerinin hoşuna gidiyor heralde. çıkıp kendini seyyit ilan edip elini ayağını öptürenler aslında belkide oradaki dükkanların daha fazla kar etmesini ve semerkant otobüslerinin daha çok kazanmasını sağlıyor. belki de yada gerçekten Allah rızası için insanları doğru yola sevketmek için var Nakşibendi tarikatı..ilahi diye binlerce kaset basılıyor , niyeyse hepsinde de Allah sevgisi Peygamber sevgisi içermesi gereken yerde İnsan sevgisi içeriyor ; Seydam , Sultanım , Şeyhim , Abdulbaki … fazla zeki olmak iyi deyil derlerdi. halk olduğu gibi saf ! Wallahi bana 7 , 8 yaşlarında bi hocamıydı doğuda bi efendi varmış , onun uçtuğunu zorla inandırmışlardı. Ne desem bi şeyler buluyolardı. yok Allah isterse olmazmı yok imkansız yoktur…güya her sabah sabah namazını uçup gidip kabede kılıyomuş da geliyomuş.Ben bunu sölediklerinde sağ elimi yumruk yaparak havaya kaldırdım ve böyle mi uçuyor ? , diye sordum onlarda yok gözlerini yumup bir anda orda oluyor dediler. bende: e hani uçuyodu? ışınlanıyo demediniz ki havada uçuyodu dediniz dedim.onlar da , Allahın kerametine akıl sır ermez sözü gibi herzaman böyle saçma kandırmacalara rest çeken lanet sözü dediler
puhahaha burda sorun adamın uçması, ışınlanması değil neden allah’ın her sabah adamı kabe’ye getirip götürmekle uğraştığı.
şimdi adamı ordan oraya uçurmak allah için zor bir iş olmasa gerek ama adam tutsaymış ya bi ev kabenin yakınında. her gün aynı yere git çekilcek çile değilmiş. ben olsam madem başka yerleri de görmek isterdim.
işte zındık bu kaprislerin yüzünden allah seni kabe’ye götürmüyor. başka yerleri de görmek istermişmiş. allah’ın işi gücü yok seni mi dolaştıracak.
adam aptestini evde mi alıyormuş kabe’de mi?
ışınlanınca abdest bozulur mu bozulmaz mı? acil bi fetva bekliyoruz bu konuyla ilgili.
ayrıca maymunsoyu ben allahın yarattığı diğer güzellikleri de görmek için başka yerlere de gitmek istiyordum. kaprisle ne alakası var?
Dinsiz Bilim topaldır!Einztein science philosophy religion
ışınlanınca abdest bozulmaz mı? Şeytan bi an olsun kulağımın dibinden toz olmazmı?Gül kızarır ama solmaz mı?ilacı un sa un almazmı? Nefsim hayvanlıktan bunalmazmı? Tutamazsa otobüste bile salmazmı? Salto atarken poz olmazmı? Doğaçlamam doğaçlayamamaktan da geri kalırsa bu hiç yazılmazmı?yazdım işte..(yazarım yine)
Dinsiz ibilim topalmıdır bilmem ama bilimli din KÖRDÜR.